Etiket arşivi: diyalog

YDS İNGİLİZCE ÇIKMIŞ SORULAR VE CEVAPLARI

YDS ingilizce sınavında çıkmış sorular ve cevapları eklenmiştir , konulara bölünmüş bir şekilde pdf formatında indirebilirsiniz. Sınav öncesi geçmiş sınav sorularının çözülmesi faydalı olacaktır.
yds
KELİME SORULARI

YDS İNGİLİZCE ÇIKMIŞ SORULARI VE CEVAPLARI 1

YDS İNGİLİZCE ÇIKMIŞ SORULARI VE CEVAPLARI 2

YDS İNGİLİZCE ÇIKMIŞ SORULARI VE CEVAPLARI 3

GRAMER

YDS İNGİLİZCE ÇIKMIŞ SORULARI VE CEVAPLARI 4

PREPOSİTİONS

YDS İNGİLİZCE ÇIKMIŞ SORULARI VE CEVAPLARI 5




BAĞLAÇLAR

YDS İNGİLİZCE ÇIKMIŞ SORULARI VE CEVAPLARI 6

YDS İNGİLİZCE ÇIKMIŞ SORULAR VE CEVAPLARI yazısına devam et

İNGİLİZCE TÜRKÇE Diyaloglar – The art exhibition – Sanat sergisi

George:
This is it- The New Wave Art Gallery, shall we go in? There’s an exhibition of some paintings by that new painter Dorian Scribble that I’d like to see.

George:
İşte burası. Yeni Akım Sanat Galerisi. İçeri girecek miyiz? Burada yeni ressam Dorian Scribble’ın görmek istediğim bazı resimlerinin sergisi var.

Mildred:
O.K. dear, let’s go and see the exhibiton then- I love paintings.

[ads]

Mildred:
Tamam sevgilim. O halde gel gidip sergiyi görelim. Resimleri severim.

George:
Two please, thank you very much. And could I have a brochure as well? Thank you. Right dear, this way.

George:
İki tane lütfen, teşekkür ederim ve bir tane de broşür alabilir miyim? Teşekkür ederim. Tamam sevgilim buradan.

Mildred:
Is that a painting? It looks like somebody has thrown some spaghetti on the wall and then put a frame around it!

Mildred:
O, resim mi? Sanki birisi duvara spagetti atmış ve onu çerçevelemiş gibi gözüküyor.

George:
Don’t be silly, darling! That’s called abstract art. It’s not meant to show anything!

George:
Saçmalama sevgilim! Bu soyut resim diye adlandırılır ve hiçbir şey göstermesi beklenemez

Mildred:
But our son Tony could paint like that and he’s only two years old! That’s not art!

Mildred:
Fakat oğlumuz Tony bunu çizebilirdi ve o, henüz iki yaşında! Bu sanat değil!

George:
Oh, I like it. I mean you have to understand the deep powerful hidden meanings that the artist was trying to show.

George:
Oh, ondan hoşlandım. Bu, ressamın göstermeye çalıştığı derin kuvvetli ve gizli manaları anlaman gerekli diyorum.

Mildred:
The only meaning I can get from that painting is that either the artist has been violently sick on the wall or has had an argument with a can of spaghetti!

Mildred:
Bundan çıkardığım tek anlam, ya bu ressam duvara çok fena kızmış ya da bir kutu spagetti ile savaş yapmış!

George:
Now! Now! Don’t be like that! Look at this painting here. Can’t you understand what the artist was trying to say in this painting? It’s so powerful and moving.

George:
Şimdi! Şimdi! Böyle yapma! Buradaki bu resme bak. Bu resimde ressamın ne söylemeye çalıştığını anlamıyor musun? Ne kadar güçlü ve haraketli.

Mildred:
It just looks like there has been an explosion in a paint factory. It makes me feel sick!

Mildred:
Sadece boya fabrikasında patlama olmuş gibi gözüküyor. Midemi bulandırdı!

George:
What about this painting then? Now you can’t complain about this one, it’s perfect, there’s no mess, no mistakes. The quality of the light and depth is perfection.

George:
Peki bu resim hakkında ne düşünüyorsun? Şimdi bunun için bir şey söyleyemezsin. Harika, hata ve karışıklık yok. Işığın ve derinliğin (perspektifin) kalitesi harika.

Mildred:
That’s not a painting, it’s a window.

Mildred:
O bir resim değil, pencere.

George:
Oh, yes of course. I wondered why the trees were moving!

George:
Oh tabii. Ben de ağaçlar neden kıpırdıyor diye merak ediyordum!

Mildred:
What about this George? What’s it called?

Mildred:
Ya bu George? Bunun ismi ne?

George:
I’ll look in the brochure. Ah, here it is. Number 10. It’s called “ A wall of a room after a bomb has exploded.”

George:
Broşüre bakacağım. Ah burada. 10 numara. İsmi, bomba atıldıktan sonraki duvar.

Mildred:
That’s exactly what it is! He didn’t paint that picture. He exploded a bomb in a small room and took a piece of the wall, put it in an art gallery and calls it art!

Mildred:
Gerçekten tam ismi gibi! Bu resmi çizmemiş, küçük bir duvara bomba atmış ve duvardan bir parça almış ve onu sanat galerisine koymuş ve sanat diye isimlendiriliyor!

George:
Oh, don’t be so difficult, Mildred! This is the future of art. It’s a new direction of creativity. Using a paintbrush isn’t the only way to paint a picture.

George:
Zorluk çıkartma Mildred! Bu sanatın geleceği, yaratıcılığın yeni yönü. Fırça kullanmak resim yapmanın tek yolu değildir.

Mildred:
So, it would seem! And what is that over there?

Mildred:
Öyle görünüyor! Oradaki nedir?

George:
It’s a pile of bricks dear!

George:
Bir yığın tuğla sevgilim!

Mildred:
I know it’s a pile of bricks, but what is supposed to be?

Mildred:
Bir yığın tuğla olduğunu biliyorum, fakat ne anlama geliyor?

George:
Wait a minute, no, that’s not in the brochure. Oh, look over there. Some workmen are repairing the wall!

George:
Bir dakika bekle. Broşürde yok. Oh, oraya bak. Birkaç işçi duvarı onarıyorlar.

Mildred:
You could have fooled me. I thought they were part of the show. Living art I mean how can you tell the difference between what is art and what isn’t?

Mildred:
Beni aptal yaptın. Onların da yaşayan sanat gösterisinin bir parçası olduğunu zannettim. Ne sanattır, ne değildir, farkını nasıl söyleyebilirsin?

George:
That’s just it! You can’t!

George:
İşte problem bu! Söyleyemezsin.

Mildred:
In that case why have art exhibitions at all?

Mildred:
Peki bu durumda neden sanat sergileri oluyor?

George:
To show people that art is just an idea invented by people and that everything, a pile of bricks, an explosion in a paint factory, is art in it’s own way.

George:
İnsanlara sanatın kişi tarafından bulunan bir fikir olduğunu ve her şeyin, örneğin bir tuğla yığınının, boya fabrikasındaki bir patlamanın kendi çapında bir sanat olduğunu göstermek için.

Mildred:
What about the great painters like Michelangelo and Leonardo then?

Mildred:
Öyleyse Michelangelo ve Leonardo gibi büyük ressamlardan ne haber?

George:
Of course they were good, but art has to always go in new directions. It can’t always stay the same.

George:
Tabii, onlar çok iyiydi, fakat sanat yeni yönelimlere doğru gitmek zorundadır. Sürekli olduğu gibi kalamaz.

Mildred:
It seems to have got much worse then!

Mildred:
Daha da kötüleşecek gibi gözüküyor öyleyse!

George:
Look, I’ll tell you a story. One day in Paris, there was a conference of famous art critics, painters and historians. They were shown some paintings.

George:
Bak, sana bir hikaye anlatacağım. Bir gün Paris’te ünlü sanat eleştirmenlerinin, ressamların ve tarihçilerin katıldığı bir konferans vardı. Bazı resimler onlara gösterildi.

Mildred:
Were they like these ones by any chance?

Mildred:
Şans eseri onlar da, bunlar gibi miydi?

George:
Funny, you should ask. Yes, they were in the same style.

George:
Sorman garip. Evet aynı stildeydiler.

Mildred:
I see. Go on.

Mildred:
Evet anlıyorum. Devam et.

George:
Well, the organiser of the exhibition asked the painters what they thought about the paintings.

George:
Serginin organizatörü ressamlardan resimler hakkında ne düşündüklerini sordu.

Mildred:
What did they say?

Mildred:
Onlar ne söyledi?

George:
Oh, that they were wonderfully beautiful and full of the deepest and highest emotions that a human being could possess.

George:
Oh, onlar harika ve güzel olduklarını ve insanın verebileceği, en yüksek ve en derin duygularla dolu olduklarını söylediler.

Mildred:
Yes, yes, I see so what?

Mildred:
Evet, evet, anlıyorum, sonra?

George:
Well, the director of the exhibition then said: Would you gentlemen now like to meet the painter?

George:
Serginin müdürü, bu ressamla tanışmak isteyip istemediklerini sordu.

Mildred:
And they said: ‘Yes’ I suppose.

Mildred:
Zannediyorum onlar da “evet” demiştir.

George:
Yes, and do you know who painter was?

George:
Evet, ressamın kim olduğunu biliyor musun?

Mildred:
No, tell me.

Mildred:
Hayır, söyle bana.

George:
It was a monkey called Dorian Scribble, who’d been locked in a room and given pots of paint to play with.

George:
O, bir odaya kilitlenmiş ve kendisine oynamak için boya kutuları verilmiş Dorian Scribble isminde bir maymundu.

Mildred:
And those paintings were the result. Of course, of course, I see, I see and we’re looking at the same paintings now!

Mildred:
Ve bu resimler de sonucu. Tabii, tabii, şimdi anlıyorum, aynı resimlere bakıyoruz!

George:
My God you’re right! I want my money back. We’ve been tricked!

George:
Tanrım haklısın! Paramı geri istiyorum! Aldatıldık!

Mildred:
Let’s go and see the manager immediately. This exhibition is a trick and a disgrace!

Mildred:
Derhal gidip müdürü görelim. Bu sergi aldatmaca ve yüz karası!

Read more: http://www.limasollunaci.com/ingilizce/ingilizce-hikayeler/sanat-sergisi/#ixzz3XGxMO7T4